Yine sadece içimden gelenleri yazıyorum. Bazen bir dostumuzun bir sözü, bir öğretmenimizin bir tesellisi, annemizin bir öpücüğü veya buna benzer küçük şeyler bizi mutlu etmeye yetebilir. Dünya güzelliklerle dolu aslında. Belki bir kuşun cıvıldaması ya da aldığımız bir hediye, belkide bir kucaklaşma yüzümüzde tebessüm tarlalarının açmasını sağlayabilir. Ne kadar küçük şeylerle mutlu olabiliyoruz aslında değil mi ? Mesela sevgiye gelelim. Ben yazı yazmayı severim, çiçekleri, fotoğraf çekmeyi hatta sürüngenleri bile çok severim. İlkbaharda kendi çektiğim fotoğrafları koyacağım. Şimdi kış, heryer buz. Belki güzel resimler çekebilirim ama hasta olma korkusu var içimde :) Hangimizin yok ki ? Böyle karlı ve soğuk bir hava... Söylemesi bile üşütüyor insanı.
Bazen zamanın ne kadar çabuk geçtiğini fark edemiyorum. Ne kadar değişmişim diyorum küçüklük resimlerime bakarken. İlk okul birinci sınıfa başladığım ilk günü anı anına hatırlıyorum. Bir bakmışım ki sekiz oluvermişim :) Bide soruyorum kendime '' acaba layık olduğum gibi mi yaşadım bu sekiz yılı?'' Babam hep şöyle der: İnsanlar layık oldukları şekilde yaşarlar.
Bence çok haklı. Anı yaşayın ama sınırı fazla aşmayın derim ben :) Kendinize iyi bakın...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder